UNESCO EKSENİNDE TÜRK DİLİ AİLESİNİN KÜRESEL YOLCULUĞU



Mualliflar:

Emrah YILMAZ

Annotatsiya:

Dil, yalnızca teknik bir iletişim mekanizması değil; Ömer Seyfettin’in işaret ettiği üzere milletin varlık sahası ve sarsılmaz “Manevi Vatanı”dır. Dolayısıyla dil, sınırları haritalarla değil, kelimelerin ulaştığı duyuş ve düşünüş ufuklarıyla şekillenen bir istiklal kalesidir. Türkiye literatüründe “vatan” kavramı etrafında teşekkül eden jeopolitik ve akademik ifadelerden hareketle Türk dili; Gök Vatan’ın sonsuzluğundan Mavi Vatan’ın stratejik derinliğine, Yeşil Vatan’ın ekolojik bereketinden Siber Vatan’ın dijital sınırlarına değin çok katmanlı bir kimlik üstlenmiştir. Disiplinler arası bir perspektifle Türkçe; taşın ruhla işlendiği Mimarî Vatan’dan, hikmetin kalbe indiği İrfanî Vatan’a ve köklü eserlerin verildiği Edebî Vatan’a kadar her sahada, millî kimliği ayakta tutan sarsılmaz bir savunma hattı olarak değerlendirilebilir. Çalışmada, UNESCO‘nun 15 Aralık’ı “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan etmesiyle tescillenen Türk dilinin tarihsel derinliğine, Anadolu Oğuzcasının “süt dişlerini” temsil eden Yûnus Emre’nin kurucu rolüne, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın tarihî iradesine, ortak alfabe, dil ve müfredat birliği, akademik ve bilimsel hareketlilik, dijital terminoloji, medya entegrasyonuna ve savunma sanayiindeki stratejik adlandırmalara dikkat çekilmiştir. Binlerce yıllık bir medeniyetin Bengü Taşlara kazınmış sessiz şahidi olan runik harflerin, 15 Aralık 1893’te Vilhelm Thomsen tarafından çözülmesiyle Türk dili; manevi vatanın en kadim tapu senetlerini görkemli bir nidayla yeniden dünya hafızasına sunmuştur. Ahmet Yesevî’nin hikmetlerinden Kâşgarlı Mahmud’un iradesine; Yusuf Has Hacib’in devlet aklından Yûnus Emre’nin gönül diline; Nevâî’nin dil şuurundan Fuzûlî’nin estetik zirvesine; Mahtumkulu’nun birlik çağrısından Abay’ın “Kara Sözler”ine, Gaspıralı’nın ‘dilde birlik’ idealinden Yahya Kemal’in şiirsel iklimine kadar uzanan bu uçsuz bucaksız Edebî Vatan mirası, Türk dünyasının zihin sınırlarını belirleyen en sarsılmaz hisar olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın kavramsal çerçevesi; “Manevi Vatan” doktrinine bağlı olarak Edebî Vatan, Siber Vatan, Siber Egemenlik, Dijital Egemenlik ve Dijital Vicdan ekseninde şekillenmiştir.