Elçin İBRAHIMOV
Bu çalışma, küreselleşme sürecinde Türk dilli toplulukların bilimsel, ekonomik ve sosyo-politik entegrasyonlarını güçlendirmek amacıyla ihtiyaç duyulan “ortak iletişim dili” olgusunu kuramsal ve pratik boyutlarıyla incelemektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasını müteakip bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetleri, uluslararası sistemde görünürlüklerini artırmak adına eğitim, bilim ve sanat gibi stratejik alanlarda dışa dönük politikalar geliştirmiştir. Bu süreç, devletler arası resmi ilişkilerin ötesinde, Türk toplulukları arasında kültürel etkileşim ve dilsel iş birliği imkânlarını da eş zamanlı olarak genişletmiştir. Tarihsel süreçte ortak dil kökenine sahip olan Türk halkları, 20. yüzyılın siyasi konjonktürü ve uzun süreli dış etkiler neticesinde lehçeler arası iletişimde birtakım yapısal zorluklarla karşılaşmıştır. Ancak 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren düzenlenen bilimsel kurultaylar ve sempozyumlar; ortak alfabe, ortak yazı dili ve terminoloji birliği meselelerini stratejik bir gündem maddesi hâline getirmiştir. Günümüzde kabul edilen ortak alfabe standardı üzerine inşa edilen akademik ve edebî neşriyat, dilsel standardizasyonun sağlanması ve topluluklar arası ortak bir zemin oluşması hususunda belirleyici bir rol oynamıştır. Modern dönemde Türkiye Türkçesi, Türk devletleri ve toplulukları arasında çok boyutlu bir köprü işlevi görerek kültürel, ekonomik ve eğitimsel iş birliklerinin koordinasyonunda merkezi bir enstrüman hâline gelmiştir. Sonuç olarak, ortak iletişim dili sorunlarının disiplinlerarası bir yaklaşımla araştırılması, Türk halkları arasındaki etkileşimin sürekliliği ve stratejik ortaklıkların geleceği açısından hayati bir öneme haizdir.