21. YÜZYILIN PSİKO-SOSYAL VE PEDAGOJİK KRİZLERİNE KARŞI BİR PANZEHİR: ALİ ŞİR NEVÂÎ’NİN “İNSAN-I KÂMİL” PARADİGMASI



Mualliflar:

Ekrem Çulfa

Annotatsiya:

21. yüzyıl, insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerinden birine sahne olurken aynı zamanda derin psikososyal ve pedagojik krizlerin ortaya çıktığı bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Dijitalleşme, küreselleşme ve bireyselleşme süreçleri bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştırmış; ancak aynı zamanda anlam, kimlik ve aidiyet duygularında önemli aşınmalar meydana getirmiştir. Modern psikoloji literatürü depresyon, anksiyete ve yalnızlık gibi ruh sağlığı sorunlarının küresel ölçekte artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, teknolojik ilerleme ile insanın psikolojik ve ahlaki gelişimi arasındaki dengenin bozulduğunu göstermektedir. Bu makale, 15. yüzyıl Türk-İslam düşünce dünyasının en önemli temsilcilerinden biri olan Ali Şir Nevâî’nin (1441-1501) insan, eğitim ve toplum anlayışını modern psikoloji, pedagoji ve sosyoloji perspektiflerinden yeniden yorumlamayı amaçlamaktadır. Nevâî genellikle Türk dilinin edebî gücünü ortaya koyan büyük bir şair olarak tanınsa da onun düşünce sistemi yalnızca edebiyatla sınırlı değildir. Nevâî aynı zamanda insan psikolojisi, karakter eğitimi, toplum düzeni ve kültürel kimlik üzerine derin fikirler geliştirmiş bir düşünürdür. Bu çalışmada Nevâî’nin düşünce sisteminin merkezinde yer alan “İnsan-ı Kâmil” kavramı, modern psikolojideki kendini gerçekleştirme (self-actualization), psikolojik dayanıklılık (resilience) ve öz farkındalık (self-awareness) gibi kavramlarla karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Ayrıca Nevâî’nin Mahbûbü’l-Kulûb adlı eserinde ortaya koyduğu karakter eğitimi ve toplumsal sorumluluk anlayışı modern eğitim teorileri ile ilişkilendirilmiştir. Makalenin temel argümanı, Nevâî’nin düşünce sisteminin yalnızca tarihsel bir kültür mirası olmadığı; aynı zamanda modern çağın psikososyal krizlerine karşı uygulanabilir bir insan ve eğitim modeli sunduğudur. Bu bağlamda Nevâî’nin insan anlayışı, bireysel gelişim ile toplumsal sorumluluk arasında denge kuran bütüncül bir paradigma olarak değerlendirilmektedir.