Hezretgulı DURDIYEV, Kasım GAYIPOV
Bu çalışma, Türk dilleri ailesinin en köklü kollarından biri olan ve Oğuz grubunun kadim temsilciliğini üstlenen Türkmen yazı dilinin tarihsel evrimini, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın sunduğu stratejik yönelimler ve bağımsızlık sonrası millî alfabe inşası çerçevesinde incelemektedir. Türkmen halkının “Oğuzname”, “Gorkut Ata” ve “Köroğlu” gibi şifahi destan geleneğinden klasik edebiyat birikimine uzanan zengin mirasının, modern dilbilim normlarıyla buluşma ve yazı diline aktarılma süreci analiz edilmiştir. Metinde, 20. yüzyılın başındaki alfabe değişimi; yalnızca teknik bir tercih değil, Türkmen Türkçesinin özgün ses yapısını korumayı ve bilimsel bir zemin üzerine inşa etmeyi hedefleyen bütüncül bir reform süreci olarak ele alınmıştır. Özellikle 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasının ortak bir yazı iradesi beyan ettiği en geniş kapsamlı platform olarak, Türkmenistan delegasyonunun katılımıyla şekillenen yeni fonetik arayışlara ve ortak terminoloji birliğine temel teşkil etmiştir. 1927’de kurumsallaşan Yeni Türk Alfabesi Merkez Komitesi’nin belirlediği ilkelerden, Sovyetler Birliği genelindeki dil politikalarına ve nihayetinde günümüzün bağımsızlık dönemi uygulamalarına uzanan bu süreç; dilde sadelik, fonem-grafem uyumu ve yabancı grafiklerden arınma gibi temel prensipler ışığında irdelenmiştir. Makalede ayrıca alfabenin, sadece akademik bir tasarım olarak kalmayıp; gazete ilanları, eğitim seferberlikleri ve kitle iletişim araçları vasıtasıyla toplumsal bir zemine nasıl yayıldığı üzerinde durulmuştur. Bu toplumsal benimsetme süreci, dilin devlet yapısıyla bütünleşmesinde ve millî bilincin tahkim edilmesinde katalizör görevi görmüştür. 1993 ve 1999 yıllarındaki kritik devlet kararlarıyla nihai formuna kavuşan millî Türkmen alfabesi, dilin doğasına uygun özgün yapısını geleceğe taşıyan kurumsal bir yapıya dönüştürülmüştür. Günümüz Türkmenistan'ında alfabenin dijital dünyaya entegrasyonu ve uluslararası standartlarla kurduğu bağ, yazı sisteminin sürdürülebilirliğini ve küresel sistemdeki temsil gücünü kanıtlar niteliktedir. Bu yönüyle Türkmen Türkolojisi, tarihsel bir süreklilik içerisinde dilin toplumsal kimlikteki belirleyiciliğini ve uluslararası sistemdeki yerini tahkim eden temel bir bilimsel alan olarak konumlandırılmıştır.